20 Ocak 2015 Salı

BİR ANNENİN YAVVUSU:)

Şimdi sizlere biraz Balparmağın dilinden konuşmak istiyorum.Malumunuz, balparmak yani Yusuf Kağan,
benim; yaklaşık 2 yıl önce plansızca hayatıma giren 22 aylık oğlum.Nurcan'ı Nurcan olmaktan çıkarıp bambaşka bir varlığa dönüştüren,hayatımı olumlu-olumsuz bir çok manada alt üst eden,yaşadığım yıllar boyunca hissettiğim tüm duyguları zirvede yaşatan ''şeker toparlağı''.Şimdilerde haftada 3 gün 11'de işe gidip 18:00 olmadan koşa koşa eve geldiğimi varsayarsanız,24 saat içerisinde sadece 7 saat ondan ayrı kalabiliyorum,oda ancak haftada 3 gün.Bazen işler yoğun olduğunda 4 gün atölyede olmam gerektiğinde kalbimin özlemden hızlı hızlı attığını hissediyorum.
Nedir bu kadar yoğun hissettiğimiz duygu?Annelik mi?merhamet mi?sahiplenme duygusu mu?
Ben henüz ismini bulamadım.Dilimde hep aynı laf ''Anneyim ben sen anlamazsın:))''
Biliyorum beni takip eden,bir sürü anne var bu satırları okuduğunda kendi yavruları gelecek gözlerinin önüne,ve anne olmak isteyen bir çok bayan var, onlarda bir iç çekecek belkide,sizler için en büyük duam,anneler yavrularından hiç ayrılmasın ve anne olmak isteyenlere Rabbim en kısa zamanda hayırlı  evlatlar nasip etsin inşallah.



Öle kolay değil anne olmak ama.Daha doğrusu iyi bir birey yetiştirmek,merhametli insanlara saygılı,dürüst bir birey yetiştirmek hiçte kolay değil.Örnek ebeveyn olabilmek,benim çocuğum kişilik sahibi olsun,karakter sahibi olsun diyebilmek için öncelikle siz kendiniz bu vasıfları taşımalı, ona göre yaşamalı alışkanlıklarınızdan vazgeçmelisiniz.Çocuk gördüğünü,duyduğunu yaşıyor ve yaşatıyor bu bir gerçek.Benim davranışlarımda ki en ufak bir değişiklik Yusuf Kağan'ı ne derece etkiliyor, bunu birebir gözlemliyorum.Ve çoğu zaman artık minnik yavvum (Yusuf Kağan'ın bebekler,ufak böcekler,yavru kediler için kullandığı tabir.Sanki kendisi çok büyümüş ya:))) için yaşamaya çalışıyorum.
Velhasıl Anne-Baba olmak çok zor meşakkatli bir vazife ama, bir o kadar da en büyük mucize.






Gördüğünüz fotoğraflar orman,park, çiçek, böcek modunda olan bir ailenin fotoğrafları.Yusuf Kağan doğduğundan beri pazar gezmelerimiz bile değiştiğinden,kaydırak tepesinde bir baba, ucunda da bir anne görürseniz bilin ki o çift biziz:)
Bu pazar da Yıldız Parkı'na gittik,gerçi havalar pek müsait değil bu sıralar ama,pazar günü güneşi görünce bir çok insan gibi bizde çok erkenden kendimizi dışarıya attık.Çok ta iyi oldu ailecek geçirilen kaliteli zamanın değeri paha biçilemez.



Son olarak ta,gökyüzüne bakıyoruz, kuşlara,ağaçlara bakıyoruz.Yaradanın yarattığı her canlıyı seviyoruz oğlumla.Ve bizi birbirimize verdiği için şükrediyoruz.
Ayrıca bu sevgi dolu fotoğrafları çeken diğer yarımız babamıza da çok tebeşşüş(teşekkür) ediyoruz.
                                            Hepiniz sağlıcakla ve sevdikleriniz ile kalın.

                                                         ŞAL\ÇANTA\BURBERRY
                                                               GÖZLÜK\GUCCİ
                                                                 KABAN\ZARA
                                                            PANTOLON\MANGO
                                                             AYAKKABI\COACH


18 Ocak 2015 Pazar

NEDİR BU PAZARTESİ SENDROMU?

Bir pazartesi sendromu tutturduk gidiyoruz,peki nedir bu 'PAZARTESİ SENDROMU' nereden girdi hayatımıza?
Aslında merak edip bir kaç makale okumuştum zamanında itiraf ediyorum:).Çok fazla bu durumu yaşadığımdan değil,genelde atölyeyi ve ofisi özlediğimden benim için pazartesi günleri heyecanla başlıyor diyebilirim.Fakat etrafımdan, sosyal medya da,o kadar fazla duydum ki bu ''sendromu'' neredeyse ''FENOMEN'' oldu bu pazartesi sendromu.Bende merak ettim doğrusu nedir ne değildir diye.
Aslında pazartesi sendromu zamanla yarış ve kavga halinde olduğumuz bir haftanın bitmesi 1 veya 2 günlük tatilimizin gelmesi ile alakalı bir durum.Evet cuma günü bittiğinde hangimizde bir rahatlama olmuyor ki?.Sabahları uyanma derdimiz olmuyor hafta sonu,ayrıca bir pazar kahvaltısı gerçeği var ki,benim en mutlu olduğum anlardan.Eee bunları düşündüğünüzde tabi ki pazartesi zor bir gün.Fakat bu durum kaygı dolu bir hafta sonu geçirmenize,tatil günlerinizin mutsuz,huzursuz geçmesine sebep oluyorsa orada durun!!Durum vahim demektir.Bole durumlar da bardağın dolu tarafını görmek bazen hayat kurtarabilir.
Bir düşünün,hafta içi çalışmıyoruz hatta hiç çalışmıyoruz öle bir kaygımız da yok,peki bu durum da tatilin bir anlamı kalır mı?tatil günlerini iple çekermiyiz hiç?Ne kadar boş ve sıradan olur bizim için.
Kendi adıma söylemeliyim ki benim için tatil hiç bir anlam ifade etmez.Nasıl ki cuma tatilimizin başlangıcı ise pazartesi de bizim için bir başlangıç,üretimimizin,başarılarımızın başlangıcı,bu yüzden sevelim pazartesiyi tıpkı cuma gibi sevelim.


''Hadi diyelim sendromdan kurtulduk,ne giyeceğim derdimiz ne olacak Nurjan?''diyenleri duyar gibiyim.
Şimdi sizlerle sendroma girseniz bile çıkacağınız,bir kombin paylaşacağım.Yaz sezonunun,en çok tercih edilen parçalarından olan,Puantiye Cigarette Pantolonu bende çokça severek kullanıyorum.Üzerine Mürdüm Brokar Kap'ıda ekleyince haftaya güzel bir başlangıç yaptım diyebilirim.Bence I'M NU ürünleri %50 indirime girmişken bu güzelliği kaçırmayın derim ben.


Bu arada bizim ofisin önü benim fotoğrafların arka planı oldu:)İşleri toparlayıp,günün stilini fotoğraflamak için,ofis önü bulunmaz bir mekan, eee ışığı da güzelse değmeyin keyfime.


Umuyorum ki hafta hepiniz için güzel başlamış olsun,hep mutlu huzurlu olun ki,etrafınıza da mutluluk saçın!!
Hepinize sevgiler gönderiyorum şimdilik hoşçakalın.

                                                          EŞARP\VİKTOR&ROLF
                                                      GÖZLÜK\DOLCE GABBANA
                                                   KAP\TUNİK\PANTOLON\ I'M NU
                                                          ÇANTA\RİVER ISLAND
                                                            AYAKKABI\MİU MİU