13 Eylül 2013 Cuma

KARADENİZ

Herkese Merhaba,
Karadeniz tatilinden döneli 2 gün olsa da iyice işlere güçlere boğulmadan sizlere güzel bir post hazırlamak istedim.Malum önümüzde bayram var,hem bayram için hemde sonbahar-kış koleksiyonu için harıl harıl çalışmaya devam etmem gerek.I'M NU sonbahar-kış koleksiyonu kabaca hazır olsa da detaylar ve son hazırlıklar devam ediyor,çok yakında koleksiyonu çıkartacağız inşallah.
Gelelim Karadeniz tatilimize genel anlamda çok güzel geçti diyebilirim.Her ne kadar 1 hafta hem bana hemde eşime kısa gelse de dolu dolu geçirmeye çalıştık.Sizler için bol bol fotoğraf karesi yakaladım:).


Bizim ilk durağımız Sümela Manastırı oldu.Merak ettiğim fakat bir türlü gitmeye fırsat bulamadığım bir mekandı Sümela Manastırı.Eşim ve balparmak ile gidip görmüş olduk.Her ne kadar Kağan'la gitmenin iyi bir fikir olmadığını duyup dursak ta bir cesaret gittik ve neredeyse hiç zorlanmadık.Arabadan indiğinizde 400m bir yürüme yolu ile karşılaşıyorsunuz.Doğayı seyrederek yürüdüğünüz için o yol sizi hiç yormuyor diyebilirim.Kağan'ı yol boyunca babası kanguruda taşıdığına göre değmeyin benim keyfime.


Gittikten sonra bir 400 m daha olsa burayı görmek için yürürdüm dedirtti bana Sümela Manastırı.O kadar güzel o kadar tarih kokuyordu ki gerçekten çok beğendim.O şartlarda resmen dağların içini oyup kendilerine bir medeniyet bir yaşam alanı kurmuşlar.Bizim her türlü imkanda çıkmakta zorlandığımız yerde yaşamışlar,gerçekten hayret etmemek elde değil.Muhakkak gidip görmeniz gereken bir yer.





Biliyorsunuz Karadeniz oldukça yüksek dağlara sahip bir bölge.Bunca yeşillik bunca güzellikte bu dağların ve iklimin eseri değil mi zaten.Hem dağ tepe gezeceğimiz hemde rahat olma adına bütün topukluları İstanbul'da bıraktım.Tatil boyunca rahat etekler ve jeanler bana eşlik etti.Her ne kadar salaş ve rahat giyinince Kağan'ın annesi olduğum konusunda insanları inandırmam gerekse de yaşımı göstermemiş olmam hoşuma gitmedi değil:)


Bizim ikinci durağımız ise gitmeseniz bile hepinizin bildiği Uzungöl oldu.Bir gün orada konakladık.Oteller doğanın yapısına uygun olan ahşaptan yapılmış.Zaten her adımda ahşaptan bir şeyler görmek mümkün Uzungöl'de ve Karadeniz'de.Yukarıda bizim kaldığımız otelden bir kare var,fakat isterseniz pansiyon istersenizde bungalow evleri tercih edebilirsiniz.Sabahları mis gibi bir muhlama akşamları, ise nefis alabalık keyfi yapabilirsiniz.Oteller hakkında sorularınızı bana instagramdan sorabilirsiniz.







Üçüncü durağımız olan Boztepe de ise hem sıcacık çayımızı yudumladık hemde,neredeyse bütün Trabzon'u tepeden seyrettik.


4. durağımız ise Atatürk Köşkü oldu.Mimarisine ve mobilyalarına bayıldım.Manzarasını ise bilenler biliyor bir tarafınız deniz bir tarafınız ise çam ağaçları gerçekten muhteşem.


Buda klasik Atatürk köşkü balkon pozu :p


5. durağımız ise bir doğa harikası olan Ayder Yaylası oldu.Mimariler doğa gerçekten bir harika.


Bu pansiyon ise tam 70 yıllık dışarıdan ne kadar da güzel gözüküyor merak edip içerisine girdim.Fakat dışarısı kadar sevimli olmadığı kesin.





Her zaman sisli,hırçın Kaçkar Dağları ve Fırtına Deresi.




Eee kurufasulyenin ve etin en güzel yapıldığı yere gidip uğramadan olmazdı.
Sarjımın acizliğine uğrayıp fotoğraflayamadığım bir kaç mekan daha var sizler giderseniz Artvin'e ve Batum'ada uğramayı ihmal etmeyin.
Şimdilik benden bu kadar.
Sağlıcakla Kalın..